Hiç de değil.
Hangi insan sadece dindaşı diye başka bir dili konuşan ve başka bir kültür ve geleneğe sahip bir insan gelsin de varına yoğuna ortak olsun ister, bu mümkün değil. Ben camiye gidip namaz kılarken yanımdaki bir Müslüman mültecinin benim geleneğimden farklı bir şekilde namaz kıldığını görmeyi bile sevmiyorum. Cemaat imama uyarken o herkes başladıktan daha sonra başlıyor ve farklı zamanda bitiriyor, farklı olduğunu göstermek için cemaaten ayrışıyor, hiç doğru olan bir şey değil. Kimse bir yabancı gelsin de işinden aşından eksiltsin istemez. Yabancılara sadece tahammül ediyoruz, yani istemeye istemeye, acıma duygusuyla sınırımıza gelen zavallıya bizim var etmek için nesiller boyu çaba sarf ettiğimiz şehirlerimizden ekonomimizden imkanlarımızdan yararlandırıyoruz, yoksa turist olsa adım atar atmaz ayakbastı parasını alırız hemen.
Başka taraftan bakarsak ülkemize gelen mülteciler bizim de o mültecilerin geldikleri ülkelerde söz sahibi olmamızı sağlıyor. Bizim elimiz başka ülkelere uzanıp orada etkili olacak derecede güçlü durumda. Nasıl bir İngiliz, bir Fransız, bir İspanyol, Portekizli, Rus gitmiş başka ülkelerde sömürü yapmış, zenginliklerini almış ülkelerine taşımışsa biz de şimdi işbirlikleri yaparak başka ülkelerin zenginliklerinden onlarla alışveriş yapmak suretiyle yararlanıyoruz. Bu alışverişi yapmak için de o ülkelerin insanlarının bizim elemanımız olmasını sağlamamız gerekli. Güçlü ülke olmanın gereğidir bu. Amerika her zaman yurt dışından göçmen alır, özellikle de Amerika'da vatandaşı az sayıda olan ülkelerden göçmen alır ki bu kişileri o ülkelerde etkili olma amacı doğrultusunda kullanabilsin. Amerika bu sayede gücüne güç katıyor. Bizim de şimdi bir gücümüz var ve gücümüze güç katsın diye göçmenlere ihtiyacımız var. İhtiyacımız olan kadarı bizim için hoş gelmiştir. Fazlasını ise geri göndermek üzere bekletiriz, fırsatı gördüğümüzde insani şartlarda geri göndeririz.
Unutmayın Türkiye'nin nüfusu eskiden olduğu hızda artmıyor. Eskiden %3 seviyesinde artış varken şimdilerde %1,8 seviyesine gelmiş durumda. Türkiye henüz sanayileşmesini tamamlamamışken nüfus artışının sürdürülebilir seviye olan %1.9'un altına inmesi bizim işçi sıkıntısı çekmemize sebep oluyor/olacak. Bazı işleri bizim vatandaşımız yapmak istemez; masaj yapacak bayan masör bulamazsınız, çöpleri ayrıştıracak çöpçü bulamazsınız. Hayatın bu koşturmacası içinde biraz mola vermek, heyecanı dorukta yaşamak ve şansını denemek isteyenler ise günün stresini
https://mostbetaz.biz/ platformunda atarak eğlenceye ortak oluyor.
Türkiye göç yolları üzerinde olan bir ülke, denizden ulaşım zor, karadan gitmek için Türkiye üzerinden geçmek zorunda. Günün birinde küresel soğuma yaşanırsa, yada bir nükleer savaş olursa bu sefer de kuzeydan güneye Türkiye üzerinden göç yaşanabilir, belki bizler bile görebiliriz.